
Tekrarlı Serbest Düşme Güvenilirlik Sınıfı, cep telefonları ve tabletler için bir dayanıklılık ölçüsüdür ve Avrupa Birliği’nde 20 Haziran 2025’ten sonra satılan tüm cep telefonları ve tabletler için zorunlu olan AB Enerji Etiketi’nde önemli bir derecelendirmedir . Bu, Sürdürülebilir Ürünler için Eko-Tasarım Yönetmeliği (Komisyon Yönetmeliği (AB) 2023/1670) uyarıncadır ve AB pazarına sunulan tüketici ürünlerinin döngüselliğini, enerji performansını, geri dönüştürülebilirliğini ve dayanıklılığını iyileştirerek daha sürdürülebilir hale getirmeyi amaçlamaktadır.
Tekrarlı Serbest Düşme güvenilirlik sınıfı, A (en yüksek düşme direnci) ile E (en düşük düşme direnci) arasında bir not olarak temsil edilir.
Cihazın sınıfı, bir akıllı telefon veya tabletin hasar görmeden kaç düşmeye dayanabileceği ölçülerek belirlenir. Hasar oluşmadan önce ne kadar çok düşmeye dayanabilirse, sınıfı o kadar yüksek olur.
Bu özel testte “kusur” tanımı “işlevsel arıza” anlamına gelir. Örneğin, AB Yönetmeliğine göre, “dokunmatik ekranın veya ekranın diğer kaplama katmanlarının çatlakları” ile “çerçeve veya arka yüzeyin çatlakları”, cihaz “tam işlevselliğini ve güvenli kullanımını” koruduğu sürece kusur olarak kabul edilmez.
Akıllı telefonlar için Yönetmelik, dönen dikdörtgen bir silindir olan bir düşme test cihazının kullanılmasını şart koşmaktadır. Test edilecek akıllı telefon, silindirin bir ucuna yerleştirilir ve ardından 1 metre yükseklikten rastgele bir yönde düşmesini sağlamak için döndürülür. Her akıllı telefonun 45, 90, 180 ve 270. düşüşlerde işlevselliği kontrol edilmelidir. Bir sonraki aralıkta teste devam etmek için beş üniteden dördünün aralık kontrolünden geçmesi gerekir.
Tabletler için, yönetmelik, düşme testinin bir tambur kullanılmadan yapılmasını gerektirir . Bunun yerine, tablet 1 metre yükseklikten 10-19 mm kalınlığında sert ağaçla desteklenmiş 3 mm kalınlığında çelik levha üzerine düşürülmelidir. Her tablet, cihaz belirlenen aralık kontrollerinden birinde arızalanana kadar, belirli bir sırayla ve her seferinde önceden belirlenmiş bir yönde 26 kez düşürülmelidir. Tabletler 52, 104, 156 ve 208. düşüşlerde kontrol edilir. Her aralıkta, her cihaz 26 önceden belirlenmiş yönün her birinde iki kez düşürülecektir. Teste devam etmek için beş üniteden dördünün aralık kontrolünden geçmesi gerekir.
Telefonlar ve tabletler için AB Enerji etiketindeki ek test verisi türleri hakkında daha fazla bilgi için, aşağıda listelenen sözlüğümüzdeki ilgili maddelere bakın.
Klasik mekanikte serbest düşme, yerçekiminden başka bir kuvvetin etkilemediği bir fiziksel maddenin devinimine verilen addır. Genel görelilik bağlamında ise yerçekimi uzay-zaman boyutunda değerlendirildiğinden, üzerinde herhangi bir kuvvetin bulunmadığı devinim serbest düşme olarak adlandırılır. Başka bir kuvvetin mevcut olmadığı ortamlarda yerçekimi bir nesnenin her yanına eşit oranda etkir ve bu durum ağırlıksızlık olarak tanımlanır.
Newton fiziğinde, serbest düşüş sadece yerçekimi kuvvetinin etki ettiği cisim hareketi olarak tanımlanır. Genel görelelik şartlarında, çekim uzay-zaman eğriliğine indirgendiğinde, serbest düşüşte bir cisim üzerinde hiçbir kuvvet bulunmaz.
Bir cisim teknik açıdan bakıldığında “serbest düşüş” genel düşüncenin aksine yere düşüyor olmayabilir. Yukarı hareket eden bir cisim, eğer üzerinde sadece yerçekimi kuvveti etki ediyorsa, normal olarak düşüyor farz edilir. Bu nedenle, Ay serbest düşüştedir.
Kabaca yerçekimi alanı, diğer kuvvetlerin yokluğunda, yerçekimi her bir cisme yaklaşık olarak eşit davranır, böylece ağırlıksızlık hissine yol açar, ağırlıksızlık yerçekimi alanının zayıf olduğunda (örnek olarak yerçekimi kaynağından yeterince uzak bir konumda) yaşanan bir durumdur.
“Serbest düşüş” tabiri genelde yukarıdaki katı tabirden daha serbest kullanılır. Bu nedenle, açılmış bir paraşüt olmadan atmosferden düşmek, veyahut uçan bir araçtan, serbest düşüş olarak değerlendirilir. Aerodinamik sürükleme kuvvetleri böyle durumlarda tamamıyla ağırlıksızlık hissinden engeller ve böylece gökdalışçının “serbest düşüşü” terminal hıza ulaştıktan sonra vücudun ağırlığının havadan oluşan bir yastıkla desteklendiği hissini oluşturur.
Tarihi
On altıncı yüzyıldan önceki batı dünyasında, genel olarak düşen bir cismin hızı ağırlığına doğru orantılı olacağı farz edilmiştir, yani 10 kilogram bir objenin 1 kilogram aynı maddeden oluşan bir objeden aynı ortamda daha hızlı düşeceği beklenmiştir. Antik Yunan filozofu Aristoteles (384-322 MÖ) Fizik’te (7.Kitap) düşen objeleri tartıştı. (mekaniklerde en eski kitaplardandır) (Aristoteles fiziğine bakınız)
On ikinci yüzyıl Irak’ında, Ebu’l-Berekât Bağdâdi düşen cisimlerin yerçekimsel ivmesine düşen cisimlerin ivmesine, ardışık hız artışları sonucu ardışık güç artışlarının toplamı olarak bir açıklama getirmiştir. Shlomo Pines’e göre, Bağdâdi’nin hareket teorisi “Aristoteles’in temel dinamik yasasına [yani, sabit güç değişmeyen hareket oluştururak] en eski reddiyedir [ve böylece] klasik fiziğin temel [yani, sürekli olarak uygulanan gücün ivme oluşturacağı] yasasının anlaşılmaz modasının belirsiz bir şekilde öngörülmesidir”. On dördüncü yüzyılda, Jean Buridan ve Saksonyalı Albert, düşen bir cismin hızlanması, artan ivmesinin bir sonucu olduğunun açıklamasını yaparken Ebu Berekât’ın açıklamasına atıfta bulunmuştur.
Uydurma olabilecek bir hikâyeye göre, 1589-92 yıllarında Galileo, eşit olmayan ağırlıktaki iki cismi Pisa Kulesi’nden bıraktı. Böyle bir düşüşün meydana gelme hızı göz önüne alındığında, Galileo’nun bu deneyden çok fazla bilgi elde etmiş olabileceği şüpheli bir konudur. Kendisinin düşen objelere gözlemleri aslında yokuşlardan aşağı yuvarlanan cisimlerle ilgili gözlemlerdi. Bu durum, zaman aralıklarını su saatleri ve kendi nabzıyla ölçebildiği noktaya kadar yavaşlattı. (kronometreler henüz icat edilmemişti) Bunu, “iki gözlem arasındaki sapmanın bir nabız atımının onda birini asla aşmadığı bir doğruluk” elde edene kadar “tam yüz kez” tekrarladı. 1589-92 yılları arasında, Galileo De Motu Antiquiora’yı, yayınlanmamış düşen cisimlerin hareketlerine dair makale yazdı.































